|

SAMİ SELÇUK'TAN DEMOKRASİ DERSİ,
BAŞÖRTÜ YASAĞI SANAL BİR YASAK
1982 ANAYASASI MEŞRU DEĞİL
Yargıtay Onursal Başkanı Prof.Dr. Sami SELÇUK,
1982 Anayasasını ve Siyasi Partiler Yasasının değişmesi
gerektiğini belirterek herkese göre demokrasi tanımına karşı
çıktı.
ASKON Konya Şubesinin
organize ettiği ''Türkiye’de Demokrasi '' konulu
konferansa katılan Doç. Dr. Sami Selçuk, Türkiye'nin katılımcı
ve çoğulcu bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu, 1982 Anayasası'nın
tümüyle değiştirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Demokrasi
insanların girişimiyle elde edilmiştir. 1982 Anayasası o dönemin
güçlü isimleri tarafından oluşturmuştur ve halkın bundan haberi
yoktur. Baskı ile kabul ettirilmiş, Devlet Başkanlığı seçimleri
ile beraber oylamaya sunulmuş ve anayasayı eleştirmenin suç
olduğu bir ortamda 1982 Anayasası kabul edilmiştir. 80 e yakın
maddesinin değiştirilmesine rağmen hala o zamanki ruhundan
kurtulabilmiş değildir. Bu durumda kullandığımız anayasa
meşru bir anayasa değildir. Sadece kitapta yazılı kalan bir
anayasadır.” Dedi.
Türk milletinin hala kendi
anayasasını yapamadığını belirten Selçuk, bugün yaşanan
sorunların bir sınıf kavgasından kaynaklandığını belirti. Selçuk
“1982 Anayasası ile 2000'li yıllara girmemiz talihsizliktir.
Ülkemiz bir an önce yeni bir sivil anayasa hazırlayarak bu utanç
verici durumdan kurtulmalıdır. Ancak görüyorum ki yeni anayasa
çalışmaları yavaşlamış durumdadır. Bunu üzüntüyle karşılıyorum.
Hiç vakit kaybetmeden anayasa çalışmalarının devam etmesi
gerekmektedir.” diyen Selçuk sözlerine şu şekilde devam etti.
“ Ülkemizde ulus süreci maalesef
tamamlanamamıştır. Türkiye olarak, ulus sürecini
tamamlayabilmemiz için Yurt Bilinci, Tarih Bilinci ve Dil
Bilinci’ni yerleştirmeliyiz. İnsanımız üzerinde yaşadığı
toprağa saygılı değildir. Tarihçilerimiz tarihsel olaylara
objektif olarak yaklaşmıyor. Hep zaferlerin ve kahramanlıkların
anlatıldığı yenilgilerinin sebeplerinin anlatılmadığı ve
yeterince araştırılmadığı bir tarih anlayışımız vardır. Dilimize
sadık değiliz. Bilim adamlarımız ve hukukçularımız da dahil
olmak üzere halkımız Türk Diline sahip çıkmamaktadır.” Dedi.
Sami Selçuk mevcut Siyasi Partiler Yasasının
25. yaşında olduğunu belirterek, yasanın bu haliyle bir mayın
tarlasından farksız olduğunu ve yasanın tanımı yapılmamış
kelimelerden oluşturulduğu için sakatlıklar doğurduğunu belirti.
Selçuk “Siyasi Partiler yasası acilen gözden geçirilmeli veya
kaldırılıp yeni bir yasa hazırlanmalıdır.” Dedi.
Selçuk; Ak
Parti hakkında açılan Kapatma Davası ile ilgilide düşüncelerini
şu şekilde aktardı.
“Cumhuriyet Savcısının eline
adeta bir bomba veriyorsunuz. Diyorsunuz ki bu bombayı
patlatmadan uygulama yap. Bu mümkün değildir. Bu bomba
patlayacaktır. Neden patlayacaktır. Şimdi patladı geçmişte de
patladı. Adete siyasetçiye siyaset alanını daraltıyorsunuz.
Siyasetçiye mayın tarlasında siyaset yap diyorsunuz. Bu mümkün
değildir. Böyle bir yasanın örneği hiçbir ülkede yoktur. Bu yasa
demokrasi özürlü bir yasadır. Bu yasa yürürlükte kaldığı sürece
Cumhuriyet Savcıları davayı açacaktır. Savcılar davayı açarken
ülkenin ekonomik durumu sarsılır diye düşünemezler. Cumhuriyet
Savcıları yürürlükte olan bu yasayı uygulamazlarsa asıl o zaman
siyasetin içine girmiş olurlar. Unutulmamalıdır ki insanları
cezalandıran yargıçlar değildir. İnsanları yasalar cezalandırır.
Burada asıl sorun daha önce kapatılma tecrübesi yaşamış
kişilerin bu yasayı bugüne kadar değiştirmemiş olmalarından
kaynaklanmaktadır. Kötü hukuk benim elime verilirse ben de
uygulamak zorundayım. Uygulamazsam takdir hakkımı kullanmış
dolayısıyla siyaset yapmış olurum.”
Doç. Dr. Sami Selçuk DTP için
kapatma davası açıldığı zaman başta iktidar partisinin
mensupları olmak üzere birçok siyasi parti mensubu ve sivil
toplum temsilcilerinin “Cumhuriyet Savcısının işine
karışmayız. Türkiye bir hukuk devletidir. Soruşturma ve
kovuşturma evresinde yargıyı etkileyecek söz ve davranışlardan
kaçınmalıyız gibi sözler söylemiştir. Bu sözler doğru sözlerdir.
Ancak AKP hakkında kapatma davası açıldığı zaman maalesef aynı
çevreler hukukun üstünlüğünden bahsetmemiş, iddianame Anayasa
Mahkemesine sunulduğu andan itibarin iddianameyi çürütmeye
başlamışlardır. Bu olay bize Türkiye de DEMOKRAT İNSAN AÇIĞI’NIN
olduğunu göstermektedir. Türkiye bu açığı kapatmadığı sürece
Avrupa Birliğine maalesef giremeyecektir.” Dedi.
Selçuk, "Yüzde 10 barajını
korursanız, demokraside samimi değilsiniz demektir. Yüzde 10
barajının bulunduğu bir ülkede katılımcı demokrasiden
bahsedemezsiniz. Mevcut Siyasi Partiler Yasası kesinlikle
değiştirilmelidir. Siyasi Partiler Yasası şimdiki haliyle
Türkiye'nin başına bela olmuştur, olmaya da devam edecektir"
dedi.
Türkiye’deki başörtüsü
yasağının sanal bir yasak olduğunu söyleyen Selçuk
"Türkiye sanal bir yasağı tartışıyor.
Hukuken zaten böyle bir yasak söz konusu değildir.AİHM ve
Anayasa Mahkemesi kararları yanlış yorumlanmıştır. Anayasa
Mahkemesi'nin başörtüsü ile ilgili daha önce almış olduğu
kararda bir hüküm yoktur. Gerekçe vardır. Anayasa Mahkemesinin
kararında bağlayıcı olan kısım hüküm kısmıdır. Gerekçeye
dayanarak özgürlüklerin kısıtlanması yönünde bir yasanın varlığı
iddia edilemez. AİHM kararında ise böyle bir kanun yapılabilir
de yapılamaz da denilmiştir. Yani ortada özgürlükleri
kısıtlayacak herhangi bir kanun yoktur" diye konuştu.
Üniversitelerin Fransızcada 'özgür kent'
anlamına geldiğini ve herkese açık olduğunu vurgulayan Sami
Selçuk, Türkiye’de başörtülü gençlerin üniversitelere kendi
kimliğiyle kabul edilmemesini eleştirdi ve hukukun çiğnendiğini
ifade etti.
Selçuk, devlet eliyle üniversitelerde 2
yüzlülük yapıldığını öne sürerek "Başörtüsüyle üniversiteye
girmesi istenmeyen genç kızlara (peruk tak da gel) deniliyor.
Devlet vatandaşına bunu söyleyemez. Üniversite özgür bir alan.
Oraya herkes girebilir. 18 yaşını doldurmuş ergin bir genç kıza
başını aç veya peruk tak denmesi ahlaka karşı sahtekârlık yap
demektir. Devlet insanların özgürlüğünü kısıtlayarak maske
takmaya zorlayamaz." diye konuştu.
Programın sonunda ASKON şube
başkanı Ali Sarı, Teşriflerinden dolayı Prof. Dr. Sami Selçuk’a
Mevlana amblemli tablo hediye etti.


|