14.04.2008        
 

SAMİ SELÇUK'TAN DEMOKRASİ DERSİ,

BAŞÖRTÜ YASAĞI SANAL BİR YASAK

1982 ANAYASASI MEŞRU DEĞİL
 


 


               Yargıtay Onursal Başkanı  Prof.Dr. Sami SELÇUK,  1982 Anayasasını ve Siyasi Partiler Yasasının değişmesi gerektiğini belirterek herkese göre demokrasi tanımına karşı çıktı.

               ASKON Konya Şubesinin organize ettiği ''Türkiye’de Demokrasi '' konulu konferansa katılan Doç. Dr. Sami Selçuk, Türkiye'nin katılımcı ve çoğulcu bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu, 1982 Anayasası'nın tümüyle değiştirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Demokrasi insanların girişimiyle elde edilmiştir. 1982 Anayasası o dönemin güçlü isimleri tarafından oluşturmuştur ve halkın bundan haberi yoktur. Baskı ile kabul ettirilmiş, Devlet Başkanlığı seçimleri ile beraber oylamaya sunulmuş ve anayasayı eleştirmenin suç olduğu bir ortamda 1982 Anayasası kabul edilmiştir. 80 e yakın maddesinin değiştirilmesine rağmen hala o zamanki ruhundan kurtulabilmiş değildir. Bu durumda kullandığımız anayasa meşru bir anayasa değildir. Sadece kitapta yazılı kalan bir anayasadır.” Dedi. 

         Türk milletinin hala kendi anayasasını yapamadığını belirten Selçuk, bugün yaşanan sorunların bir sınıf kavgasından kaynaklandığını belirti. Selçuk “1982 Anayasası ile 2000'li yıllara girmemiz talihsizliktir. Ülkemiz bir an önce yeni bir sivil anayasa hazırlayarak bu utanç verici durumdan kurtulmalıdır. Ancak görüyorum ki yeni anayasa çalışmaları yavaşlamış durumdadır. Bunu üzüntüyle karşılıyorum. Hiç vakit kaybetmeden anayasa çalışmalarının devam etmesi gerekmektedir.” diyen Selçuk sözlerine şu şekilde devam etti.

         “ Ülkemizde ulus süreci maalesef tamamlanamamıştır. Türkiye olarak, ulus sürecini tamamlayabilmemiz için Yurt Bilinci, Tarih Bilinci ve Dil Bilinci’ni yerleştirmeliyiz. İnsanımız üzerinde yaşadığı toprağa saygılı değildir. Tarihçilerimiz tarihsel olaylara objektif olarak yaklaşmıyor. Hep zaferlerin ve kahramanlıkların anlatıldığı yenilgilerinin sebeplerinin anlatılmadığı ve yeterince araştırılmadığı bir tarih anlayışımız vardır. Dilimize sadık değiliz. Bilim adamlarımız ve hukukçularımız da dahil olmak üzere halkımız Türk Diline sahip çıkmamaktadır.” Dedi.


              
Sami Selçuk mevcut Siyasi Partiler Yasasının 25. yaşında olduğunu belirterek, yasanın bu haliyle bir mayın tarlasından farksız olduğunu ve yasanın tanımı yapılmamış kelimelerden oluşturulduğu için sakatlıklar doğurduğunu belirti. Selçuk “Siyasi Partiler yasası acilen gözden geçirilmeli veya kaldırılıp yeni bir yasa hazırlanmalıdır.” Dedi.  

Selçuk; Ak Parti hakkında açılan Kapatma Davası ile ilgilide düşüncelerini şu şekilde aktardı.

               “Cumhuriyet Savcısının eline adeta bir bomba veriyorsunuz. Diyorsunuz ki bu bombayı patlatmadan uygulama yap. Bu mümkün değildir. Bu bomba patlayacaktır. Neden patlayacaktır. Şimdi patladı geçmişte de patladı. Adete siyasetçiye siyaset alanını daraltıyorsunuz. Siyasetçiye mayın tarlasında siyaset yap diyorsunuz. Bu mümkün değildir. Böyle bir yasanın örneği hiçbir ülkede yoktur. Bu yasa demokrasi özürlü bir yasadır. Bu yasa yürürlükte kaldığı sürece Cumhuriyet Savcıları davayı açacaktır. Savcılar davayı açarken ülkenin ekonomik durumu sarsılır diye düşünemezler. Cumhuriyet Savcıları yürürlükte olan bu yasayı uygulamazlarsa asıl o zaman siyasetin içine girmiş olurlar. Unutulmamalıdır ki insanları cezalandıran yargıçlar değildir. İnsanları yasalar cezalandırır. Burada asıl sorun daha önce kapatılma tecrübesi yaşamış kişilerin bu yasayı bugüne kadar değiştirmemiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Kötü hukuk benim elime verilirse ben de uygulamak zorundayım. Uygulamazsam takdir hakkımı kullanmış dolayısıyla siyaset yapmış olurum.”

               Doç. Dr. Sami Selçuk DTP için kapatma davası açıldığı zaman başta iktidar partisinin mensupları olmak üzere birçok siyasi parti mensubu ve sivil toplum temsilcilerinin “Cumhuriyet Savcısının işine karışmayız. Türkiye bir hukuk devletidir. Soruşturma ve kovuşturma evresinde yargıyı etkileyecek söz ve davranışlardan kaçınmalıyız gibi sözler söylemiştir. Bu sözler doğru sözlerdir. Ancak AKP hakkında kapatma davası açıldığı zaman maalesef aynı çevreler hukukun üstünlüğünden bahsetmemiş, iddianame Anayasa Mahkemesine sunulduğu andan itibarin iddianameyi çürütmeye başlamışlardır. Bu olay bize Türkiye de DEMOKRAT İNSAN AÇIĞI’NIN olduğunu göstermektedir. Türkiye bu açığı kapatmadığı sürece Avrupa Birliğine maalesef giremeyecektir.” Dedi.

               Selçuk, "Yüzde 10 barajını korursanız, demokraside samimi değilsiniz demektir. Yüzde 10 barajının bulunduğu bir ülkede katılımcı demokrasiden bahsedemezsiniz. Mevcut Siyasi Partiler Yasası kesinlikle değiştirilmelidir. Siyasi Partiler Yasası şimdiki haliyle Türkiye'nin başına bela olmuştur, olmaya da devam edecektir" dedi.  

               Türkiye’deki başörtüsü yasağının sanal bir yasak olduğunu söyleyen Selçuk  "Türkiye sanal bir yasağı tartışıyor. Hukuken zaten böyle bir yasak söz konusu değildir.AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları yanlış yorumlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü ile ilgili daha önce almış olduğu kararda bir hüküm yoktur. Gerekçe vardır. Anayasa Mahkemesinin kararında bağlayıcı olan kısım hüküm kısmıdır. Gerekçeye dayanarak özgürlüklerin kısıtlanması yönünde bir yasanın varlığı iddia edilemez. AİHM kararında ise böyle bir kanun yapılabilir de yapılamaz da denilmiştir. Yani ortada özgürlükleri kısıtlayacak herhangi bir kanun yoktur" diye konuştu.

               Üniversitelerin Fransızcada 'özgür kent' anlamına geldiğini ve herkese açık olduğunu vurgulayan Sami Selçuk, Türkiye’de başörtülü gençlerin üniversitelere kendi kimliğiyle kabul edilmemesini eleştirdi ve hukukun çiğnendiğini ifade etti.

 Selçuk, devlet eliyle üniversitelerde 2 yüzlülük yapıldığını öne sürerek "Başörtüsüyle üniversiteye girmesi istenmeyen genç kızlara (peruk tak da gel) deniliyor. Devlet vatandaşına bunu söyleyemez. Üniversite özgür bir alan. Oraya herkes girebilir. 18 yaşını doldurmuş ergin bir genç kıza başını aç veya peruk tak denmesi ahlaka karşı sahtekârlık yap demektir. Devlet insanların özgürlüğünü kısıtlayarak maske takmaya zorlayamaz." diye konuştu.              

            Programın sonunda ASKON şube başkanı Ali Sarı, Teşriflerinden dolayı Prof. Dr. Sami Selçuk’a Mevlana amblemli tablo hediye etti.