Uzun yıllardır baskıcı dayatmacı anlayışın
temsilini üstlenmiş havası veren bu kesim yine
aynı yanlışlığın peşine düşmüş gibidir. Kısaca
ülkemizde yargı ile hukukun arası giderek
açılmakta ve bu durum bizler için dünya çapında
yüz kızartıcı bir durum haline dönüşmektedir.
Endişe
ettiğimiz durum ise, millet ve demokrasi özel
bir grup tarafından yok sayılabilmekte ve
millete rağmen askıya alınmasına karar
verilebilmektedir. Bunu yapanların neye hizmet
etmiş oldukları çok manidardır.
SARI:
“Talihsizlik”
Dünya çapında bir puanlık güven ilavesi
alabilmek için bu millet yüz milyarlarca dolar
bedel ödemeye mecbur kalırken, kendi maaşı dahil
hiç bir sorumluluk altına girmemiş ve kırk
yıllık bürokrasi hayatında maaşı ikinci güne hiç
kalmamış bir kısım insanlar, bu kararları
gözlerini kırpmadan veriyorlarsa bunda ters olan
bir şeyler mutlaka vardır.
Diğer
yandan zaten çok hassas dengelerle ayakta
durmaya çalışan ekonomik yapının daha da
zayıflayarak, hızla istikrarsızlığa
yuvarlanabileceği gerçeğini unutmamak lazım.
Ayrıca milletin yarısının
aktif desteğini alan bir iktidar partisini
kapatma talebi kimin işine yarayacaktır?
Düşünmek gerekir
Türkiye
çağdaş demokrasi kriterlerinden uzaklaştırılıp
üçüncü dünya ülkesi yapılmak istenmektedir.
Geçmişte parti, sendika ve derneklerin
kapatılmasının Türkiye’ye demokrasi, barış ve
istikrar açılarından hiçbir yarar sağlamadığını
herkes bilmektedir.
Bu girişimin
fevkalade yanlış, millet aleyhine olduğunu
düşünüyor ve mahkemeden döneceğini
umuyoruz. Dedi. |