27.02.2008        
 

ASKON KONYA ŞUBE BAŞKANI ALİ SARI;

2007  EKONOMİ RAPORUNU AÇIKLADI

   ASKON Konya Şubesi 2007 yılı Türkiye ekonomisini değerlendirdi, 2008’e yönelik beklentileri beklentilerini açıkladı.
ASKON Konya Şubesi tarafından her yıl hazırlanan raporda dünya, Türkiye ve Konya ekonomisinin genel durumu ve 2008 beklentileri yer aldı.
Raporu açıklamak üzere şube binasında yönetim kurulu üyeleri ile birlikte basın toplantısı düzenleyen ASKON Konya Şube Başkanı Ali Sarı, önemli açıklamalarda bulundu.
TÜRKİYE’NİN KÜRESEL KRİZDEN ETKİLENMESİNİN DÖRT NEDENİ
2008 yılının ocak ve şubat aylarında dünya ekonomisindeki gelişmeler ve ABD’de ekim kasım ayında başlayan konut finansmanındaki çöküşün dünya ekonomisini ciddi manada etkilediğini vurgulayan Ali Sarı, bu durumun küresel bir kriz haline geldiğini ancak büyük ekonomilerin almış olduğu tedbirlerin krizin ateşini düşüremediğini vurguladı. Türkiye’nin küresel krizden etkilenmemesinin mümkün olmayacağının altını çizen Ali Sarı, “Ekonomimiz 2000 yılından bu güne dünya ile entegre olmuştur.

 
    
Fakat dünya ekonomisindeki bu kriz maalesef bize daha büyük yansımaktadır. Ülke ekonomisinin bu denli büyük tepki vermesinde çeşitli sebepler olmakla birlikte bizce en önemli 4 sebep karşımıza çıkmaktadır. Bu sebepler; üretim ekonomisinden daha çok tüketim ekonomisine sahip olmamız
Yüksek cari açık, yüksek faiz oranları, yanlış vergi, teşvik ve tarım politikaları şeklinde sıralayabiliriz.
Yüksek cari açık ülkemizde bir kanser haline gelmiştir. Türkiye’nin bu cari açığını kapatabilmek için her yıl yaklaşık 40 milyar dolar paraya ihtiyacı vardır. Ayrıca içerideki 85 milyar dolar sıcak paranın dışarı çıkmasını da engellemek durumundadır” diye konuştu.
 
     Türkiye’nin son yıllarda büyük bir değişim yaşadığına da işaret eden Ali Sarı, değişimin bu hızına rağmen Türkiye’de asıl değişmesi gereken şeylerin maalesef değişmediğini veya değiştirilemediğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Türkiye’de asıl değişmesi gereken şeyleri başlıklar halinde özetleyebiliriz. Hantal bürokrasi, gelir dağılımındaki adaletsizlik, kayıt dışı ekonomi, eğitimde fırsat eşitsizliği, yüksek reel faiz ve yüksek ve adaletsiz vergiler.”

     Ali Sarı, ülkenin gelişiminin önündeki en büyük engel olarak görülen bu kronik hastalıkların tedavi edilmediği gibi aksine büyüdüğünü vurguladı. Bunun nedenini reçeteyi yazan kaynakların Türkiye’nin çıkarlarını gözetmek yerine başta ABD ve AB’nin çıkarlarını gözeterek reçeteyi yazmak olarak ifade eden Sarı, uzun yıllar Türkiye’yi yöneten siyasi kadroların temel meselelere çözüm bulmak yerine geçici tedbirlerle meseleleri ötelediğini, bunun neticesinde de sorunların her geçen gün büyüdüğünü söyledi.
 
     ASKON’UN HAZIRLADIĞI DÜNYA-TÜRKİYE VE KONYA RAPORU

     ASKON Konya Şubesi olarak Ar-Ge Komisyonu başkanlığında, akademik heyetin, sektörel komisyonların katkıları ve üyelerin değerlendirmeleri doğrultusunda rapor hazırladıklarını söyledi.
 
     Dünya, Türkiye ve Konya ekonomisiyle ilgili 2007 değerlendirmesi ve 2008 beklentilerinin yer aldığı raporu açıklayan Ali Sarı, ilk olarak dünya ekonomisiyle ilgili genel bir değerlendirme yaptı.
Ali Sarı, 2006 yılında olduğu gibi 2007 yılında da yüksek petrol fiyatları dünya ekonomisi açısından büyümenin düşmesine, faizlerin yükselmesine, cari açıkların artmasına ve yatırımların durgunlaşmasına neden olduğunu aktardı. Sonuç olarak 2007 yılında dünya ekonomisinde gelişmiş ülkeler ile geri kalmış ülkeler arasındaki gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını vurgulayan Sarı, zengin ülkelerin daha zengin, fakir ülkelerin ise daha fakir hale geldiğini ifade etti.
 
     RAKAMLARLA TÜRKİYE EKONOMİSİ

     Türkiye ekonomisini ise büyüme, GSMH, gelir dağılımı, istihdam ve işsizlik, faiz, borçlanma, döviz rezervleri, özelleştirmeler, dış ticaret ve kamu maliyesi boyutlarıyla ilgili olarak raporda yer alan verilerle değerlendiren Ali Sarı, bu konuda şu açıklamaları yaptı:
 
     GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILADA SON DURUM

     2004 yılından itibaren GSMH’de bir düşüş olduğu görülmektedir. Tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe de bir düşüş meydana gelmiştir. GSMH’nin yüzde 65,3 sanayi sektöründen, yüzde 25,6 hizmetler sektöründen yüzde 9,2’lik kısmı ise tarım sektöründen elde edilmiştir. Türkiye’nin; GSMH’de hizmetler ve sanayi sektöründen elde ettiği paylar, geçmiş yıllar itibarı ile ciddi artış göstermesine rağmen gelişmiş ülkelerin bir hayli gerisinde kalmıştır.

     GELİR DAĞILIMI FARKI GİDEREK ARTIYOR

     Ülkemizde üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki uçurum her geçen gün artmaktadır.
En zengin yüzde 5’lik grup ile en fakir yüzde 5’lik grup arasındaki gelir farkı 2003 yılında 23,8 kat; 2004 yılında yüzde 24,2 kat; 2005 yılında yüzde 21,3 kat olarak gerçekleşmiştir. Hane halkı gelir farkı ise bu oranların biraz daha üstünde gerçekleşmektedir.

     DÜŞÜK FAİZLE ALINAN KREDİ KAMUYA YÜKSEK FAİZLE VERİLİYOR

     Kamu sektörünün dış borç stoku 2004 yılında 97.1 milyar dolar iken, 2007 yılı 3. çeyreği itibariyle 89.7 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Özel sektör dış borcu ise 2004 yılında 63.8 milyar dolar iken 2007 yılı 3. çeyreği itibariyle 147.6 milyar dolara çıkmıştır. Kamu dış borcu azalırken özel sektör dış borcu son 4 yılda yüzde 131 oranında artmıştır. 2007 yılı 3. çeyrek itibariyle toplam dış borç stoku 2006 yılına oranla 29.6 milyar dolar artarak 237.3 milyar dolara yükselmiştir.

     Yabancıların Türkiye’deki sıcak para stoku 2002 yılından sonra tam 12 kat artmıştır. 2002 yılı sonunda 6,6 milyar dolar olan Türkiye’deki sıcak para, 2007 yılı mayıs ayı sonu itibariyle 88,1 milyar dolara ulaşmıştır. Sıcak para kaçmasın diye Türkiye, dünyanın en yüksek faizini ödeyen ülke durumuna gelmiştir.
 
     ÜLKENİN KAYNAKLARI FAİZ ÖDEMELERİNE GİDİYOR

     GSMH’nin yüzde 8’i düzeyinde cari işlemler açığı veren Türkiye, yüksek faiz oranıyla hem ülkeye sıcak para çekmeye hem de ülkedeki 88 milyar dolarlık sıcak paranın çıkışını önlemeye çalışıyor. Bu nedenle de ülkenin en değerli kaynakları faiz ödemelerine gidiyor. Merkez Bankası ve diğer bankalar 112 milyar dolara ulaşan döviz rezervimizi yüzde 4 faiz oranıyla yabancı bankalara ve fon kuruluşlarına yatırıyor. En az yüzde 16 ödeyerek kasanıza koyduğunuz parayı yüzde 4 faiz ile yabancı banka ve fon kuruluşlarına veriyor. Bu uygulamanın adı ülkeyi borçlandırmak ve fakirleştirmek, rantiyeyi zenginleştirmektir.

     KREDİ BORÇLARI YÜZDE 330 ARTTI

     2003 yılına göre 2007 yılı itibariyle kredi kartları borç oranı yüzde 330 oranında bir artış göstermiştir. Bankaların kullandırmış olduğu kredilerin üretime ve istihdama yönelik olmaktan daha çok tüketimi artıran unsurlara yöneldiği görülüyor. İhtisas kredileri bir önceki yıla göre yüzde 6,5 oranında artarken tüketici kredileri yüzde 42 oranında artmıştır. Tüketicilerin kullanmış olduğu kredilerin bu kadar yüksek olması düşündürücüdür. Tüketici kredileri 2002 Aralık ayı itibariyle 2,3 milyar YTL iken 2007 Aralık ayı sonu itibariyle 57,5 milyar YTL’ye ulaşmıştır. Bireylerin bankalara olan borçları Aralık 2002: 4.3 milyar YTL, Mayıs 2007: 95.4 milyar YTL, son 5 yılda bireylerin bankalara olan borçlanmasında 22 kat artış olmuştur. Kredi kartı borçlarının incelemesini yaptığımız zaman 2002 yılında 4.3 milyar YTL olan borç; 2007 yılında 21. 2 milyar YTL’ye ulaşmıştır. Yani son beş yılda kredi kartı borçlarında yüzde 500 lük bir artış söz konusudur. Ayrıca son beş yılda ödenmeyen kredi kart oranında yüzde 950 oranında inanılmaz bir artış yaşanmıştır.
 
     ÖZELLEŞTİRMEDE YABANCILARA GÖRE HAREKET EDİLDİ

     Türkiye özelleştirmede son 4 yılda büyük satışlar yaparak yüksek gelirler elde etmiştir. Fakat özelleştirmenin yüzde 63’lük bir kısmı blok satış yöntemi ile gerçekleştirilmiş halka arz yüzde17, borsaya arz ise yüzde 4’te kalmıştır. Kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak özelleştirmenin halka arz yöntemi ile gerçekleşmesi durumunda elde edilen gelirden daha fazlası sağlanabileceği gibi bu kuruluşların yabancıları eline geçmesi de önlenebilirdi.
Türkiye’de özelleştirme yapılırken özelleştirilecek işletmelerin zarar ettiği söylenmiş, bunun yanında yabancı yatırımcıya bu kuruluşların satılmasıyla daha fazla istihdam ve yatırımın yapılacağı düşünülmüştür. Ayrıca yabancı yatırımcının faaliyetlerinden elde edeceği karlarla ülkemizde yeni yatırımlar yapacağı, böylece ülkemizin kalkınması ve gelişmesine olumlu etkisinin olacağı düşünülmüştür. Hâlbuki aşağıdaki grafiğe göre yabancı yatırımcı kendi ülkesine transfer etmiştir.
 
     Bunun ispatı olarak şunu söyleyebiliriz. “Bütün ekonomi politikamız 10 yıldır yabancılara göre dizayn edilmektedir.”
 
     KONYA’NIN EKONOMİK DURUMU

     Konya ekonomisinin genel durumu hakkında ise Engin Elvan bilgi verdi. Konya’nın bir çok imkana sahip olmasına rağmen kamu yatırımlarından aldığı payın hak ettiğinin altında olduğuna vurgu yaparak konuşmasına başlayan Engin Elvan, şöyle devam etti: “Konya geçtiğimiz dönemlerde olduğu gibi 2007 yılında hak ettiği yatırımı alamamıştır. Konya 2007 yılında 240 milyon 895 bin YTL’lik pay ile 11. sıraya gerilemiştir. Konya mevcut teşviklerden yeterince yararlanamamış bundan dolayı acil ihtiyacı olan yatırımları tamamlayamamıştır.”

     KONYA’NIN ÇÖZÜLMESİ GEREKEN İHTİYAÇLARI

     Engin Elvan, 2008 yılı içinde Konya’nın acil çözülmesi gereken meseleleri ve ihtiyaçlarını da şöyle sıraladı:

1- Konya’nın yıllardır ihmal edildiği bir gerçektir. Konya kalkınma programının bir zincir şeklinde ele alınması ve buna göre yatırımların gerçekleşmesi gerekmektedir.

2- KOP ile Konya’nın tarımsal üretimi artacaktır. Bu artışın sağlanabilmesi için Mavi Tünelin acilen bitirilmesi gerekmektedir. Su ve sulama sorunu en öncelikli proje olarak ele alınmalı bu çerçevede tarım alanı sulanabilir alanlar mevcut su kaynaklarının kullanımı ve sulama metotları reformu gerçekleştirilmelidir.

3- Artan üretimin pazarlara ulaşımının sağlanması için Konya’nın bütün bağlantı yollarının duble yol çalışmaları acilen bitirilmelidir.

4- Konya’ya en yakın olan Mersin limanına olan demir yolu yenilenmelidir.

5- Bölge havaalanının kurulması ve yurt dışı uçuşlarının gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

6- Hızlı tren projesine yeterli ödenek ayrılarak, projenin en kısa sürede hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

7- Konya’ya serbest bölgenin kurulması gerçekleştirilmelidir.

8- Konya sanayi envanteri çıkarılmalı, bölgesel ve sektörel teşvik acilen uygulanmalıdır.

9- Savunma sanayi konusunda Konya’ya gerekli yatırımlar yapılmalıdır.

10- Konya’ya yeni sanayi yatırımlarının yapılabilmesi için ucuz arsa temin edilmelidir.

11- Şehrimiz gerek yurt içerisinde gerekse yurt dışında daha etkin tanıtılmalı, ihracata yönelik geniş kapsamlı
fuarlar düzenlenerek, yurtdışından alım heyetleri getirilmelidir.

12- Konya sanayisinin ihtiyacı olan yeni yatırımların yapılabilmesi için, Ar-Ge ve marka yatırımlarının acilen yapılması gerekmektedir.

13- Konya, Türkiye ekonomisinden aldığından daha fazlasını veren bir ildir. Şehrimize gerekli yatırımların yapılması halinde Türkiye ekonomisinin itici güçlerinden birisi olması kaçınılmaz bir gerçektir.
Engin Elvan’ın Konya ile ilgili değerlendirmesinin ardından Ali Sarı, 2008 yılı Türkiye ekonomisi beklentilerini açıkladı.

     ASKON KONYA ŞUBESİ’NİN 2008 BEKLENTİLERİ

     Ekonomide yaşanan durgunluğun önlenmesi için acil ekonomi programı hazırlanarak hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir. Cari açık Türkiye için büyük risk olmaya devam etmekte ve bu risk gün geçtikçe büyümektedir. Cari açığın finansmanını sıcak para ve yüksek faiz ile kapatma politikasından hızlı ve kademeli olarak vazgeçilmeli üretim ve ihracat sistemi desteklenmelidir.
 
     Üretimin önündeki en büyük engel olan yüksek enerji fiyatları, iş gücü üzerindeki vergiler makul seviyelere çekilerek, üreticilerin dünya piyasaların da rekabet edebilmesinin önü açılmalıdır.
 
     Teşvik kanunu kökten deştirilerek bölgesel ve sektörel teşvik sistemine acilen geçilmelidir.
Üretimde kümelenme modeline destek verilmeli, bu şekilde İstanbul ve çevresinde toplanan üretim Anadolu’ya kaydırılarak bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı ortadan kaldırılmalı, deprem gibi doğal afetler sonucu oluşabilecek büyük bir ekonomik yıkımın önüne geçilmelidir. Vergi sistemi yeniden yorumlanmalı, adaletli, anlaşılabilir ve basit bir sisteme kavuşturulmalıdır. Vergi oranları, herkesimin kabul edebileceği düşük oranlara çekilmek sureti ile herkesten vergi alabilecek şekle getirilmelidir. Kayıt dışı ekonominin önüne geçmek için vergi oranları düşürülmeli, istihdamın üzerindeki vergi ve diğer gelirler makul oranlara indirilmelidir. Enerjide dışa olan bağımlılık azaltılmalı, bunun için Türkiye en kısa zamanda birden çok nükleer santrale sahip olmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarımız harekete geçirilmeli, rüzgar ve güneş enerjisi kullanımı teşvik kapsamına alınmalıdır. Ulaşım sorunlarının çözülmesi ve ucuzlaması için demir yollarına ağırlık verilmeli, yük ve yolcu taşımacılığı ağırlıklı olarak demiryolları üzerinden yürütülmelidir. Yetişmiş iş gücüne olan talep hızla artmakta kalifiye iş gücü bulunamamaktadır. Burada işsizlik ile ters bir orantı vardır. Bu sorunun çözülmesi için mesleki eğitim merkezleri kurulmasına önem verilmeli, orta ve yüksek öğretim Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu mesleklere göre yeniden oluşturulmalı, bu konuda acilen reform yapılmalıdır. Türkiye’de faiz oranları aşağı çekilerek kaynaklarımız israf edilmemelidir. Türkiye ekonomik ve sosyal olarak katılmayı düşündüğü A.B. İle kendini sınırlandırmamalı Türk Cumhuriyetleri, İslam Ülkeleri ve Bölgesel İş Birliği oluşumlarını alternatif projeler olarak gündemde tutmalı, bununla ilgili öncü çalışmalara imza atmalıdır

Ali Sarı

ASKON Konya Şube Başkanı