|
Fakat dünya ekonomisindeki bu kriz maalesef bize
daha büyük yansımaktadır. Ülke ekonomisinin bu
denli büyük tepki vermesinde çeşitli sebepler
olmakla birlikte bizce en önemli 4 sebep
karşımıza çıkmaktadır. Bu sebepler; üretim
ekonomisinden daha çok tüketim ekonomisine sahip
olmamız
Yüksek cari açık, yüksek faiz oranları, yanlış
vergi, teşvik ve tarım politikaları şeklinde
sıralayabiliriz.
Yüksek cari açık ülkemizde bir kanser haline
gelmiştir. Türkiye’nin bu cari açığını
kapatabilmek için her yıl yaklaşık 40 milyar
dolar paraya ihtiyacı vardır. Ayrıca içerideki
85 milyar dolar sıcak paranın dışarı çıkmasını
da engellemek durumundadır” diye konuştu.
Türkiye’nin son yıllarda büyük bir değişim yaşadığına
da işaret eden Ali Sarı, değişimin bu hızına
rağmen Türkiye’de asıl değişmesi gereken
şeylerin maalesef değişmediğini veya
değiştirilemediğini vurgulayarak şunları
kaydetti: “Türkiye’de asıl değişmesi gereken
şeyleri başlıklar halinde özetleyebiliriz.
Hantal bürokrasi, gelir dağılımındaki
adaletsizlik, kayıt dışı ekonomi, eğitimde
fırsat eşitsizliği, yüksek reel faiz ve yüksek
ve adaletsiz vergiler.”
Ali Sarı, ülkenin gelişiminin önündeki en büyük engel
olarak görülen bu kronik hastalıkların tedavi
edilmediği gibi aksine büyüdüğünü vurguladı.
Bunun nedenini reçeteyi yazan kaynakların
Türkiye’nin çıkarlarını gözetmek yerine başta
ABD ve AB’nin çıkarlarını gözeterek reçeteyi
yazmak olarak ifade eden Sarı, uzun yıllar
Türkiye’yi yöneten siyasi kadroların temel
meselelere çözüm bulmak yerine geçici
tedbirlerle meseleleri ötelediğini, bunun
neticesinde de sorunların her geçen gün
büyüdüğünü söyledi.
ASKON’UN HAZIRLADIĞI DÜNYA-TÜRKİYE VE KONYA RAPORU
ASKON Konya Şubesi olarak Ar-Ge Komisyonu
başkanlığında, akademik heyetin, sektörel
komisyonların katkıları ve üyelerin
değerlendirmeleri doğrultusunda rapor
hazırladıklarını söyledi.
Dünya, Türkiye ve Konya ekonomisiyle ilgili 2007
değerlendirmesi ve 2008 beklentilerinin yer
aldığı raporu açıklayan Ali Sarı, ilk olarak
dünya ekonomisiyle ilgili genel bir
değerlendirme yaptı.
Ali Sarı, 2006 yılında olduğu gibi 2007 yılında
da yüksek petrol fiyatları dünya ekonomisi
açısından büyümenin düşmesine, faizlerin
yükselmesine, cari açıkların artmasına ve
yatırımların durgunlaşmasına neden olduğunu
aktardı. Sonuç olarak 2007 yılında dünya
ekonomisinde gelişmiş ülkeler ile geri kalmış
ülkeler arasındaki gelir dağılımı eşitsizliğinin
arttığını vurgulayan Sarı, zengin ülkelerin daha
zengin, fakir ülkelerin ise daha fakir hale
geldiğini ifade etti.
RAKAMLARLA TÜRKİYE EKONOMİSİ
Türkiye ekonomisini ise büyüme, GSMH, gelir dağılımı,
istihdam ve işsizlik, faiz, borçlanma, döviz
rezervleri, özelleştirmeler, dış ticaret ve kamu
maliyesi boyutlarıyla ilgili olarak raporda yer
alan verilerle değerlendiren Ali Sarı, bu konuda
şu açıklamaları yaptı:
GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILADA SON DURUM
2004 yılından itibaren GSMH’de bir düşüş olduğu
görülmektedir. Tarım, sanayi ve hizmetler
sektöründe de bir düşüş meydana gelmiştir.
GSMH’nin yüzde 65,3 sanayi sektöründen, yüzde
25,6 hizmetler sektöründen yüzde 9,2’lik kısmı
ise tarım sektöründen elde edilmiştir.
Türkiye’nin; GSMH’de hizmetler ve sanayi
sektöründen elde ettiği paylar, geçmiş yıllar
itibarı ile ciddi artış göstermesine rağmen
gelişmiş ülkelerin bir hayli gerisinde
kalmıştır.
GELİR DAĞILIMI FARKI GİDEREK ARTIYOR
Ülkemizde üst gelir grupları ile alt gelir grupları
arasındaki uçurum her geçen gün artmaktadır.
En zengin yüzde 5’lik grup ile en fakir yüzde
5’lik grup arasındaki gelir farkı 2003 yılında
23,8 kat; 2004 yılında yüzde 24,2 kat; 2005
yılında yüzde 21,3 kat olarak gerçekleşmiştir.
Hane halkı gelir farkı ise bu oranların biraz
daha üstünde gerçekleşmektedir.
DÜŞÜK FAİZLE ALINAN KREDİ KAMUYA YÜKSEK FAİZLE
VERİLİYOR
Kamu sektörünün dış borç stoku 2004 yılında 97.1 milyar
dolar iken, 2007 yılı 3. çeyreği itibariyle 89.7
milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Özel
sektör dış borcu ise 2004 yılında 63.8 milyar
dolar iken 2007 yılı 3. çeyreği itibariyle 147.6
milyar dolara çıkmıştır. Kamu dış borcu
azalırken özel sektör dış borcu son 4 yılda
yüzde 131 oranında artmıştır. 2007 yılı 3.
çeyrek itibariyle toplam dış borç stoku 2006
yılına oranla 29.6 milyar dolar artarak 237.3
milyar dolara yükselmiştir.
Yabancıların Türkiye’deki sıcak para stoku 2002
yılından sonra tam 12 kat artmıştır. 2002 yılı
sonunda 6,6 milyar dolar olan Türkiye’deki sıcak
para, 2007 yılı mayıs ayı sonu itibariyle 88,1
milyar dolara ulaşmıştır. Sıcak para kaçmasın
diye Türkiye, dünyanın en yüksek faizini ödeyen
ülke durumuna gelmiştir.
ÜLKENİN KAYNAKLARI FAİZ ÖDEMELERİNE GİDİYOR
GSMH’nin yüzde 8’i düzeyinde cari işlemler açığı veren
Türkiye, yüksek faiz oranıyla hem ülkeye sıcak
para çekmeye hem de ülkedeki 88 milyar dolarlık
sıcak paranın çıkışını önlemeye çalışıyor. Bu
nedenle de ülkenin en değerli kaynakları faiz
ödemelerine gidiyor. Merkez Bankası ve diğer
bankalar 112 milyar dolara ulaşan döviz
rezervimizi yüzde 4 faiz oranıyla yabancı
bankalara ve fon kuruluşlarına yatırıyor. En az
yüzde 16 ödeyerek kasanıza koyduğunuz parayı
yüzde 4 faiz ile yabancı banka ve fon
kuruluşlarına veriyor. Bu uygulamanın adı ülkeyi
borçlandırmak ve fakirleştirmek, rantiyeyi
zenginleştirmektir.
KREDİ BORÇLARI YÜZDE 330 ARTTI
2003 yılına göre 2007 yılı itibariyle kredi kartları
borç oranı yüzde 330 oranında bir artış
göstermiştir. Bankaların kullandırmış olduğu
kredilerin üretime ve istihdama yönelik olmaktan
daha çok tüketimi artıran unsurlara yöneldiği
görülüyor. İhtisas kredileri bir önceki yıla
göre yüzde 6,5 oranında artarken tüketici
kredileri yüzde 42 oranında artmıştır.
Tüketicilerin kullanmış olduğu kredilerin bu
kadar yüksek olması düşündürücüdür. Tüketici
kredileri 2002 Aralık ayı itibariyle 2,3 milyar
YTL iken 2007 Aralık ayı sonu itibariyle 57,5
milyar YTL’ye ulaşmıştır. Bireylerin bankalara
olan borçları Aralık 2002: 4.3 milyar YTL, Mayıs
2007: 95.4 milyar YTL, son 5 yılda bireylerin
bankalara olan borçlanmasında 22 kat artış
olmuştur. Kredi kartı borçlarının incelemesini
yaptığımız zaman 2002 yılında 4.3 milyar YTL
olan borç; 2007 yılında 21. 2 milyar YTL’ye
ulaşmıştır. Yani son beş yılda kredi kartı
borçlarında yüzde 500 lük bir artış söz
konusudur. Ayrıca son beş yılda ödenmeyen kredi
kart oranında yüzde 950 oranında inanılmaz bir
artış yaşanmıştır.
ÖZELLEŞTİRMEDE YABANCILARA GÖRE HAREKET EDİLDİ
Türkiye özelleştirmede son 4 yılda büyük satışlar
yaparak yüksek gelirler elde etmiştir. Fakat
özelleştirmenin yüzde 63’lük bir kısmı blok
satış yöntemi ile gerçekleştirilmiş halka arz
yüzde17, borsaya arz ise yüzde 4’te kalmıştır.
Kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak
özelleştirmenin halka arz yöntemi ile
gerçekleşmesi durumunda elde edilen gelirden
daha fazlası sağlanabileceği gibi bu
kuruluşların yabancıları eline geçmesi de
önlenebilirdi.
Türkiye’de özelleştirme yapılırken
özelleştirilecek işletmelerin zarar ettiği
söylenmiş, bunun yanında yabancı yatırımcıya bu
kuruluşların satılmasıyla daha fazla istihdam ve
yatırımın yapılacağı düşünülmüştür. Ayrıca
yabancı yatırımcının faaliyetlerinden elde
edeceği karlarla ülkemizde yeni yatırımlar
yapacağı, böylece ülkemizin kalkınması ve
gelişmesine olumlu etkisinin olacağı
düşünülmüştür. Hâlbuki aşağıdaki grafiğe göre
yabancı yatırımcı kendi ülkesine transfer
etmiştir.
Bunun ispatı olarak şunu söyleyebiliriz. “Bütün ekonomi
politikamız 10 yıldır yabancılara göre dizayn
edilmektedir.”
KONYA’NIN EKONOMİK DURUMU
Konya ekonomisinin genel durumu hakkında ise Engin
Elvan bilgi verdi. Konya’nın bir çok imkana
sahip olmasına rağmen kamu yatırımlarından
aldığı payın hak ettiğinin altında olduğuna
vurgu yaparak konuşmasına başlayan Engin Elvan,
şöyle devam etti: “Konya geçtiğimiz dönemlerde
olduğu gibi 2007 yılında hak ettiği yatırımı
alamamıştır. Konya 2007 yılında 240 milyon 895
bin YTL’lik pay ile 11. sıraya gerilemiştir.
Konya mevcut teşviklerden yeterince
yararlanamamış bundan dolayı acil ihtiyacı olan
yatırımları tamamlayamamıştır.”
KONYA’NIN ÇÖZÜLMESİ GEREKEN İHTİYAÇLARI
Engin Elvan, 2008 yılı içinde Konya’nın acil çözülmesi
gereken meseleleri ve ihtiyaçlarını da şöyle
sıraladı:
1- Konya’nın yıllardır ihmal edildiği bir
gerçektir. Konya kalkınma programının bir zincir
şeklinde ele alınması ve buna göre yatırımların
gerçekleşmesi gerekmektedir.
2- KOP ile Konya’nın tarımsal üretimi
artacaktır. Bu artışın sağlanabilmesi için Mavi
Tünelin acilen bitirilmesi gerekmektedir. Su ve
sulama sorunu en öncelikli proje olarak ele
alınmalı bu çerçevede tarım alanı sulanabilir
alanlar mevcut su kaynaklarının kullanımı ve
sulama metotları reformu gerçekleştirilmelidir.
3- Artan üretimin pazarlara ulaşımının
sağlanması için Konya’nın bütün bağlantı
yollarının duble yol çalışmaları acilen
bitirilmelidir.
4- Konya’ya en yakın olan Mersin limanına olan
demir yolu yenilenmelidir.
5- Bölge havaalanının kurulması ve yurt dışı
uçuşlarının gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
6- Hızlı tren projesine yeterli ödenek
ayrılarak, projenin en kısa sürede hayata
geçirilmesi sağlanmalıdır.
7- Konya’ya serbest bölgenin kurulması
gerçekleştirilmelidir.
8- Konya sanayi envanteri çıkarılmalı, bölgesel
ve sektörel teşvik acilen uygulanmalıdır.
9- Savunma sanayi konusunda Konya’ya gerekli
yatırımlar yapılmalıdır.
10- Konya’ya yeni sanayi yatırımlarının
yapılabilmesi için ucuz arsa temin edilmelidir.
11- Şehrimiz gerek yurt içerisinde gerekse yurt
dışında daha etkin tanıtılmalı, ihracata yönelik
geniş kapsamlı
fuarlar düzenlenerek, yurtdışından alım
heyetleri getirilmelidir.
12- Konya sanayisinin ihtiyacı olan yeni
yatırımların yapılabilmesi için, Ar-Ge ve marka
yatırımlarının acilen yapılması gerekmektedir.
13- Konya, Türkiye ekonomisinden aldığından daha
fazlasını veren bir ildir. Şehrimize gerekli
yatırımların yapılması halinde Türkiye
ekonomisinin itici güçlerinden birisi olması
kaçınılmaz bir gerçektir.
Engin Elvan’ın Konya ile ilgili
değerlendirmesinin ardından Ali Sarı, 2008 yılı
Türkiye ekonomisi beklentilerini açıkladı.
ASKON KONYA ŞUBESİ’NİN 2008 BEKLENTİLERİ
Ekonomide yaşanan durgunluğun önlenmesi için acil
ekonomi programı hazırlanarak hızlı bir şekilde
hayata geçirilmelidir. Cari açık Türkiye için
büyük risk olmaya devam etmekte ve bu risk gün
geçtikçe büyümektedir. Cari açığın finansmanını
sıcak para ve yüksek faiz ile kapatma
politikasından hızlı ve kademeli olarak
vazgeçilmeli üretim ve ihracat sistemi
desteklenmelidir.
Üretimin önündeki en büyük engel olan yüksek enerji
fiyatları, iş gücü üzerindeki vergiler makul
seviyelere çekilerek, üreticilerin dünya
piyasaların da rekabet edebilmesinin önü
açılmalıdır.
Teşvik kanunu kökten deştirilerek bölgesel ve sektörel
teşvik sistemine acilen geçilmelidir.
Üretimde kümelenme modeline destek verilmeli, bu
şekilde İstanbul ve çevresinde toplanan üretim
Anadolu’ya kaydırılarak bölgeler arasındaki
gelişmişlik farkı ortadan kaldırılmalı, deprem
gibi doğal afetler sonucu oluşabilecek büyük bir
ekonomik yıkımın önüne geçilmelidir. Vergi
sistemi yeniden yorumlanmalı, adaletli,
anlaşılabilir ve basit bir sisteme
kavuşturulmalıdır. Vergi oranları, herkesimin
kabul edebileceği düşük oranlara çekilmek sureti
ile herkesten vergi alabilecek şekle
getirilmelidir. Kayıt dışı ekonominin önüne
geçmek için vergi oranları düşürülmeli,
istihdamın üzerindeki vergi ve diğer gelirler
makul oranlara indirilmelidir. Enerjide dışa
olan bağımlılık azaltılmalı, bunun için Türkiye
en kısa zamanda birden çok nükleer santrale
sahip olmalıdır. Yenilenebilir enerji
kaynaklarımız harekete geçirilmeli, rüzgar ve
güneş enerjisi kullanımı teşvik kapsamına
alınmalıdır. Ulaşım sorunlarının çözülmesi ve
ucuzlaması için demir yollarına ağırlık
verilmeli, yük ve yolcu taşımacılığı ağırlıklı
olarak demiryolları üzerinden yürütülmelidir.
Yetişmiş iş gücüne olan talep hızla artmakta
kalifiye iş gücü bulunamamaktadır. Burada
işsizlik ile ters bir orantı vardır. Bu sorunun
çözülmesi için mesleki eğitim merkezleri
kurulmasına önem verilmeli, orta ve yüksek
öğretim Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu mesleklere
göre yeniden oluşturulmalı, bu konuda acilen
reform yapılmalıdır. Türkiye’de faiz oranları
aşağı çekilerek kaynaklarımız israf
edilmemelidir. Türkiye ekonomik ve sosyal olarak
katılmayı düşündüğü A.B. İle kendini
sınırlandırmamalı Türk Cumhuriyetleri, İslam
Ülkeleri ve Bölgesel İş Birliği oluşumlarını
alternatif projeler olarak gündemde tutmalı,
bununla ilgili öncü çalışmalara imza atmalıdır
Ali Sarı
ASKON Konya Şube Başkanı
|